Merhaba!

    “Hayatta en iddalı olduğum konu yazmaktır” cümlesini dahi kuramayalı yıllar olmuş ve yazmaya başlamak için saatlerce bomboşş bakmamdan anladım ki diğer büyük konuşmalarım gibi bu da bir yerlerde kaybolup gitmiş.
      
     
O halde merhaba! Yine yeniden merhaba.. Şimdilerde,  doğu görevi yapan memur gibi yaşadığım,  pek de İstanbul gibi durmayan Kurtköy’de geçirdiğim 25 yaşımla, merhaba. Durdurulamaz ve sürekli başına buyruk hareket eden değişimin en büyük varlığını yaşayarak merhaba. Bir şeyleri, bir zamanları, birilerini sürekli özleyerek geçen ve sürekli oldum oldum deyip en ham halimle merhaba..
    
    Eğer yaşaman gereken zamanda yaşamazsan bazı şeyleri, yapmazsan o hataları tam da önüne çıktığında hayat seni bulur ve illa ki onu yaşatırmış. 45 yaşında yırtık pantolan da giydirirmiş eğer yapmazsan o serseriliği 23 ünde, ya da aşık olmamışsan hiç evli ve 3 çocuklu olduğun farketmeksizin başka birinin hayalini kurdurtuverirmiş hayat. Belki aldatma denen şey de bu sebeptendir kim bilir. Kaçmadan yüzleşmeli,  belki de içinde ki o isyanla ailene 25inde karşı gelip bir yola çıkmalı; denemeli o hatayı yapmalısın. İçinden geliyorsa birine o gülümsemeyi  vermekten de çekinmemeli, dönüp doğduğuna pişman etmekten de. Yine büyük konuşup hayatıma bir challange daha yollamadan bu dolaylardan ayrılmalı şimdi galiba(Zira istisna gözetmeden her büyük konuşmanın sonu büyük lokmalar olmuştuJ).
   
   Efendim,  temiz, güzel, boş bir sayfa ve kalem olmadan yazmam somutluğundan çok ötede bir yerde;  mesleki çelişkimle,  azıcık artistliğimden uzak;  mütevazi kelimelerle karalandı bu sayfa. ”Bana bakın, ben öyle tatlı matlı yazı yazamam. Kırarım bu kalemi. Dileyen okur, dilemeyen okumaz. ” diyen Yaşar Kemal’e saygı ile Merhaba der ve de kaçarım. Giriş gelişme ve sonuç ile görüşmek dileğiyle..



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hayatımdan Bir Öküz Geçti

Hayatımdan Bir Öküz Geçti 3

Ne Kadar Egolusunuz?